20 Mart Cuma , Ramazan ve Şeker Bayramının ilk günü aynı zamanda ilkbahar ekinoksu. İlkbaharın müjdecisi olan bugün, gece ile gündüz eşit olur ve sonrasında günler uzamaya, geceler kısalmaya başlar. Astrolojik olarak ilkbahar ekinoksu Astrolojik yeniyıldır çünkü Güneş, sistemimizin merkezi , canımız, koç noktasından zodyak burçlar kuşağına giriş yapar ve yıl, koç sezonu ile birlikte başlar.
Hem ekinokslar hem de gündönümleri , mevsimsel başlangıç tarihi olarak ele alınır ve giriş haritaları o mevsimin 3 ayının kümüle enerjisini tarif etmek için analiz edilir.
Hadi o zaman, ilkbahar neler getirecek incelemeye başlayalım.
Türkiye’ye göre çıkarılmış haritada başak burcu yükseliyor. Başkent Ankara’dan bakarsak, yükselen derecesinin Sabian Sembolü; Başak 17 TOZ BULUTLARI, AKAN LAV VE YERDEKİ GÜRLEMELERİ GETİREN BİR VOLKANİK PATLAMA

Bir süredir tutulmuş, bekletilmiş, birikmiş enerjinin hızla aniden ve yıkıcı bir şekilde dışavurumunu anlatıyor bu sembol. Basınç oluşmasına neden olacak kadar kendini saklamış, bastırmış, zamanında kolayca akabileceği bir kanal, daha zararsız bir yol bulamadığı için çıkamamış, veya bulunduğu yere yapışmış, bırakamamış lav kuvvetli bir dikey hareketle , mecburen önce dağa, sonra da gökyüzü ve doğal çevreye zarar verecek şekilde kendini yeryüzüne atıyor. Sembol düz manasıyla bahar döneminde yeryüzü kırılmaları, sarsıntılar ve patlama olabileceğini anlatıyor evet.
İnsanlar arasında çatışma , rekabet, savaş , kavga dürtülerinin olduğunu da anlatıyor evet.
Bununla birlikte her zaman asıl amacımız bireysel tezahürlerini okumak biliyorsunuz. Yani bu patlamalar her birimizin içindeki patlamalar aynı zamanda. Haritanın bütününe baktığımda da artık içerde tutulamayacak olduğunu anlıyorum. Gerçekten hakkımızda hayırlısı demek istiyorum. Çünkü haritanın element dengesi, Balık yeniayı enerjisinin de üzerinde bir ateş elementi barındırıyor. Biraz da su elementi var. Normalde su ve ateş bir birinin zıddı olarak birbirlerini dengelerler. Yani dürtüsellik duygusallıkla – aşırı duygusallık iyimserlik ve canlılıkla dengelenir. Daha net örnekler vermek gerekirse; anilik, acelecilik ve aşırı cesaret – endişe ve korku ile, heyecan ve sabırsızlık melankoli ile, egoizm ve bencillik – empati , şefkat ve merhametle dengelenir. Bizi duyguların değişken ve edilgen halinden, içsel motivasyon, yaşam enerjisi, özgüven çıkarır. Ancak ilkbahar giriş haritasında, ateşin negatif özelliklerini dengeleyebilecek kadar su yok, su buhar olup havaya karışarak, görüşümüzü bile engelleyecek bir sis perdesi oluşturabilir.

Volkan patlaması sembolüne dönelim tekrar. Bu sembolün Başak burcunda olması hakkında ne dersiniz? Şu ana kadar sanki Koç enerjisi anlatıyor gibiyim. Ama değil, yükselenimiz başak. Yöneticisi merkür de S durumda, yani durmuş, hareket etmiyor. Yorumumuza yön verecek olan tam da burası. Güney Ay Düğümü Başak tarafında neler baskı altında kalmış olabilir diye düşünelim; dünya astrolojisinde sağlık ve hizmet sektörü çalışanları örneğin, ve işçi ve emekçiler, gözle görünmeyen yapılması gereken her işi yapan kesim. Burada bir hareketlenme olabilir.

KATARSİS ANI
Psikolojik olarak düşünürsek, analiz yapmaktan, çözüm üretmekten, çalışmaktan yorulmuş , durma noktasına gelmiş bir sinir sistemi var. Sinir krizleri gibi, sistemin yoğunluk nedeniyle çökmesinden kaynaklanan patlamalar olabilir. Ve başak şifa demek olduğu için, bunların katarsis patlamalar olacağını söyleyebiliriz. Yani şifaya hizmet eden, ani ve yoğun dışavurumlar. Freud ve Breuer tarafından psikanaliz yöntemine kazandırılan katarsis, bastırılmış travmaların veya yoğun duyguların (stres, kaygı) yüzeye çıkarılarak rahatlama sağlanması (duygusal boşalım) tekniğidir . Kelime Yunanca kökenli olup, arınma, temizlenme manasındadır.
Bu noktada patlamanın nedenini anlamak için Kuzey Ay Düğümü Balık’la tam kavuşumda olan başağın yöneticisi merkürün sabian sembolüne bakalım;
Balık 9
YARIŞ BAŞLIYOR: RAKİPLERİNİ GERİDE BIRAKMAYA KARARLI BİR JOKEY, ATINI BÜYÜK BİR HIZLA KOŞTURUYOR

Bu sembol, Ateş Atı yılının vaad ettiği kararlı, direkt ve mücadeleci enerjiyle ne kadar benzer öyle değil mi? Hatırlayalım; Çin astrolojisine göre, 2026 yılı Ateş elementindeki At yılı olacak. Ateş elementinin, cesur, önder, motive , kararlı, canlı ve direkt enerjisi ile At ‘ın gücünün ve çevikliğinin birleştiği bu yıl, herbirimizi cesur kararlar almaya ve bunları hızla uygulamaya koymaya iteceğini konuşmuştuk.
Ancak sembol, durakta bir Merkür’de kendini gösteriyor. Henüz koşu fiziksel olarak başlamamış ama his olarak içerde bir hareket, bir hız, bir atılma isteği var. Sanki yarış başlamış , “zaman daralıyor ve şimdi harekete geçmezsen geride kalacaksın” diyor içimizdeki ses. Ama geçmiş bizi geri tutuyor, travmalarımız, korkularımız, daha çok analiz ve plan yapma isteğimiz, garanticiliğimiz veya güven eksikliğimiz. Herşey içiçe geçmiş. Ya da sadece ilerlemek için gereken araca sahip değiliz, atımız yürümüyor, arabamız bozuldu, bilgisayarımız çöktü, telefonumuz kırıldı…İşte duygusal ve sinirsel basınç oluşması için gereken zemin hazır.
Sevgili dostlar, artık biliyoruz ki, başak-balık hattındaki ay düğümleri bizleri eskiyi bırakmadan ilerletmeyecek. Sembollere nereden bakarsak bakalım bırak diyorlar, yüklerinden arın ve mümkün olduğu kadar saflaş.

İlkbahar dönemi, Şubat’taki Güneş tutulmasının vaad ettiği Kozadan Çıkan Kelebek metaforunda, doğada patlayan her bir filiz, her bir çiçek tomurcuğu gibi, kozanın da artık kırılarak kelebeğin dışarı çıkacağı zamanı işaretliyor. Ama kelebek hala kozaya tutunuyor. Çünkü önce kanatlarının ve ayaklarının yapışkan sıvıdan temizlenmesi , kuruması lazım. İçinde, kalan ömrünü özgürce uçarak geçirme hissi olsa da, kanatlarını açmak için sabırsızlansa da , kendine zarar vermemek için beklemek , kanatlarının gelişimi için Güneşin ısısına teslim olmak zorunda.
Laozi şöyle der:
“Doğa acele etmez, ama her şey tamamlanır.”
Zorlayarak ilerlemek, yolunu kaybetmektir. Gerçek güç, hayatla uyum içinde akabilmektir.
Yorulduk evet. Salıvermekten, bırakmaktan, kendimizi anlamaya çalışmaktan…dünyada sözü geçen figürlere baktığımızda daha a moralimiz bozuluyor, neden böyle diyoruz ve artık tüm çabalarımız sonuç versin istiyoruz biliyorum. Ama astroloji tam da bu noktada devreye giriyor , zamanın işaretçisi olarak. Sembolleri ben burada kendi penceremden yorumluyorum, ama hiçbiri mutlak ve kati yorumlar olamaz. Kaldı ki haritalarda sayısız sembol var daha yorumlanabilecek, çok genel çerçevede tutmaya çalışıyorum .ve bu sembollerin her birimizin hayatında açılımları çok farklı şekilllerde olacaktır. Hayat dışardan içeri değil, içerden dışarı akar. Dürtüsellik ve tepkisellik kıskacından çıkıp, zihni sevgi ile idrake açabilmek için , anlamamız ve arınmamız gerekiyor.
Yine de, tüm bunları yaşarken, hayatın keyfini de kaçırmamalıyız. Haritadaki eksik elementleri biz irademizle çalıştırabiliriz. Toprak için , doğaya çıkabiliriz mesela. İlkbaharın tüm güzellikleri ile buluşmak için fırsatlar yaratabilir,pencere önümüze çiçek ekebiliriz. Günlük kısa yürüşler gibi ,istikrarlı olabilecek küçük küçük hareketli alışkanlıklar edinebiliriz. Eksik hava elementi için ; bol bol sevdiklerimizle sohbet edebiliriz mesela. 2 sayfa da olsa düzenli kitap okuyabilir, kendi kendimize içimizi dökmek, duygularımızı ifade etmek için yazabiliriz. Kafa karıştırıcı olabilecek ortamlardan ve yayınlardan uzak durmaya gayret edebiliriz. Ateş canlılıktır; kendimizi güneşin ısısı ile heveslendirebilir, geleceğe dair umutlar besleyebiliriz.

Koçun ilk derecesindeki güneşin sembolü, her ilkbahar olduğu gibi yine bu yıl da eski olanın geride bırakıldığı ve yeni bir anlayış ve farkındalığın ortaya çıktığını anlatıyor. Sözü Linda Hill’e bırakalım;
“yepyeni bir dürtünün, yaratıcı ve duyarlı bir enerjinin başlangıcıdır. Yepyeni bir potansiyel ortaya çıkıyor. Hayatınızdaki eski ve tatmin edici olmayan koşullara geri bakmaktan kaçının, çünkü bunlar sizi eski ve ödüllendirici olmayan varoluş biçimlerine geri çekebilir. Kendinize has sesinizi ve ayaklarınızın üzerinde durmayı buluyorsunuz.”
Her gün instagram paylaşımları ile birlikte olmaya devam edeceğiz bu süreçte , hepimiz için harika bir ilkbahar olsun dilerim.